Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

" Geceyi Sev ! „

Resim
05:30 , Istanbul

  Saat tam gündoğumu.Zaman ziyadesiyle sessizlik vakti.Sessiz ol.      Geceyle gündüz arasında sıkışmış kalmış bedenlerimiz.
       Duyuyor musun ? 
 Güneşi görünce Umut diyoruz,geceye dönünce,Unut ...
Aydınlıklarımızı güneşe bağlamışız biz esasında. Ruhlarımız o kadar karanlık ki,geceyi suçluyoruz her seferinde.    Hadi ama,teslim ol artık kendine.                 Karanlık. Gece,insan kadar karanlık olabilir mi ? Düşün.    Düşünmeyi bırakalı kaç gündüz oldu?  Hatırla.
Geceyi sev. Güneşin sunamayacağı güzellikler sunan ; "geceyi bekle."               O , aslında Sensin. Gece senin Kalbin.   Kalbin...O,Güneş ışığıyla kapatmaya çalıştığın kalbin.    Aslında en az gece kadar karanlık ve siyah kalbin.
   "Karanlıktan korkar" mış insan.. "geceyi sevmez" miş insan, geceye çeşit çeşit bahaneleri de varmış insanın.
    Çünkü kendinden korkuyorsun sen. Karanlığında gölgeni kaybetmekten deli gibi korkuyorsun sen.Hatta kendini kaybetmekten değil, kendini bulmaktan kaçıyo…

Görünmeyen Fotoğrafın Çocukları / " Pazar Kemarası 1 "

Resim
         Mor Bulutlu Ev çatısı altında süregelen keyifli buluşmalarımızda
   Bu tarih itibariyle artık her Pazar Sabahı yayınlanacak olan yazı,bir fotoğrafın üzerine söyleşi misali olsun,    Pazar sohbetimiz bol olsun istedim,bugünden de başlayalım dedim..      Hep "yazılan yazıya eklenen Fotoğraflara" karşın, "Fotoğrafı çekip yazısını eklesek" güzel olmaz mı diye beni düşündüren bu kareyi sizle paylaşacağım öncelikle ;



" Ayvalık'ta sahil kenarı,       Bir Ağustos akşamı,           Saat akşam Yedi suları.. "

     Güneşin batacağı saat değil esasında,
hatta sorsanız "Ne münasebet!"      Ama tutturmuş bulutlar bir "Yaz Yağmuru" şarkısı,didişip dururlar denizin üstünde.. Nihayetinde uzlaşmışlar,Güneş ile Bulutlar. Zıtlıklar.   E biz insanlar da severiz ya zıtlıkları efendim,zıtsa çekicidir,zıtsa güzeldir herşey , bu da o hesabın sonucu bir çok insanın 
o anki " ortak noktası " oluveriyor birden.
    Birçok makinenin ortak karesi,bir çok g…

Koşmalıyız Parklara !

Resim
"Bir ileri,bir geri..
Tıpkı hayat gibi..." Hiç öğrenemeyeceğimi düşünmüştüm sallanmayı..    Ben kendi halimde çabalarken yanıma gelip,hep hayal ettiğim gibi uçan o küçük çocuk,Sana da hep sinir olurdum misâl.     Gülüp eğlenip,kendi aralarında "ne kadar yükselicem?" diye yarışan bir çocuk grubuna pis bakışlarımı diker,ama onlardan daha çok keyif aldığımı onlara bile hissettirecek kadar yaşardım salıncağımda o eşsiz keyfimi.    Beni hep annem sallardı  yahut aklımda kalacak tüm salıncaklar hep annemin salladıklarıdır.     Hayatımın çok uzun bir süresince annem oldu salıncağımın arkasında.      Geçen gece bir salıncakla göz göze geldik,yıllar olmuştu karşılaşmayalı..   Yalnız görmeye alışık olmasa gerek beni,hemen annemi sordu.   Bir ileri,bir geri..Derken anladım.
"Aslında hayat,annesiz sallanmayı öğrendiğinde başlıyormuş."    Bir zamanların en büyük hayali olan gün, "Tek başıma sallanıyorum ben." dediğim o gün,ömrün en hüzünlü hatırası olmalıydı belki de. …

Şanslıyız ( ! )

Resim
'' Zambakların kokusu sarsın dört bir yanı,gün özlemek günüdür.. ''

    Siyah ve beyaz ne kadar benzerse birbirine,yaşamak ve yaşamamak da o kadar aynıdır.Sevmek,nefret etmek,kıskanmak ve üzülmek..İnkar edilebilitesi olan,güçsüz duygulardır insanlar aleminde..Tek bir his vardır ki bir katil bile kaçamaz ondan.
   Belki de bir katille,bir annenin hissedebildiği tek aynı duygudur.Nedir ?

    Özlem en kara duygudur.Aşırı dozda alınırsa nefret yapar,gereğinden az kullanılırsa kırar,döker,parçalar..En iyisi tam kıvamını tutturmaya çalışmak,bugüne kadar deneyen her insan gibi tam kıvamını bulamamak,ve özledikçe sevmek,sevdikçe nefret etmektir...

    Eğer hayatınızda bir kere olsun ağlamışsanız,çok şanslısınız demektir.Herkes ağlayamaz,ağlamak da ince bir iştir esasında..Lakin ağlatabilmek daha incedir.Gözden akan her bir damla,bir nefret,bir sevmek belki bir özlemektir..

    Neden ağlar peki insan ? Ne dedik; ağlatan daha ince çalışır...O
ağlatanlar öyle bir şey ya…

Bir Kayıp Dost

Resim
" Sen yoksun,deniz yok
Yıldızlar arkadaşım.
Ya bu gece harika birşeyler olsun,
Yahut infilak edecek başım. "

Attila İlhan..Yıldızların en kadim dostu yahut en kadim dostu yıldızlar.. Bu yazı Yıldızlara bir sesleniş belki biraz serzeniş..

    Öyle bir şey ki; Insana hayal kurdurtabilecek kadar yakın,umudunu kırabilecek kadar uzak bir düşünce.Öyle egoisttir ki onlar ; Her şarkıya ilham verebilecek kadar sanatlı,içindeki ilhama uzandırmayacak kadar mesafeli sanata.
     Ve yıldızlar kaçmaya çalıştığın her an seni takip eden bir canavar.Ve yıldızlar kaybolduğun her an sana yol gösterebilecek kadar da Kahraman.. " Hep benle kal..Çoban Yıldızı. "


Hepimiz,bir diğerimizden kaçamayacak yada özleyemeyecek kadar yakınız aslında.
Kafamızı kaldırdığımızda gördüğümüz gökyüzü,biz insanların aksine bölünmemiş bir bütün belki "tüm dünyayı saran"..Gökyüzü..Nice yangınların dumanlarını sinesine çeken bulutlar,nice gecelere sabah olan güneş,nice savaşlara ışık tutan ay,ve nice …

Cam Kenarı

Resim
Şimdi sıcak bir cam kenarında oturmuş,alacakaranlığa dönen şehri yansıtan beyazlığı,İstanbul'da kışı izleyen Kızı canlandırıyorum sahnemde.Ve tek bir sorum var;Neden her konuda,her hareketi karmakarışıklık olan bu topluluk,biz insanlar,Kar yağmasından bu kadar keyif alırız?

   Beyaz,kimine göre saflığın rengidir,kimine göreyse soğuğun.Bazısı Asalet der onun için,bi aşık da "Beyaz giyme toz olur!" diye seslenir sevdiğine.Misal,beyaz;gelinliktir.Her melek tasvirinin kanadıdır.Her Şerde bir hayır,Her iyilikte bir beyaz vardır.Güzeldir.Diyeceğim o ki,şu şehirde Beyaz,hayatı durdurma yetkisini ele geçirmiş tek varlıktır!


   Ve insanlar,kar tanelerine benzer.Düşen her bir kar tanesi birbirinden farklı,ve muhteşemdir.İnsanlar da öyle.Hepsi birbirinden farklı,kimi muhteşem derecede iyi,kimi göz kamaştırıcı bir kötü,ama her biri hayranlık uyandıracak kadar farklı bir kar tanesidir.


   İşte bu yüzden karla kaplı şehri sever insanlar.Çünkü senede bir iki kez,hayatlarında nadiren,…